Yamaç Paraşütü : Uçmanın En Ekstrem Hâli

İnsanoğlu yürüyor, koşuyor, yüzüyor. 20. yüzyılın başından beri ise, Wright kardeşler sağ olsun, uçabiliyor. Aslında daha erken vakitlerde de uçmaya çalışanlar, hatta uçanlar oldu. Bildiğimiz kadarıyla 10. yüzyılda Türk âlimi İsmail Cevheri, 15. yüzyılın sonuyla 16. yüzyılın başında ünlü Rönesans bilgini Leonardo da Vinci, uçma meselesi üzerine oldukça kafa yordular. 17. yüzyılda ise, hepimizin adına aşina olduğu Hazarfen Ahmed Çelebi, kendi geliştirdiği takma kanatlar yardımıyla Galata Kulesi’nden Üsküdar’a kadar uçtu. En azından biz, Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinden okuduğumuz kadarıyla böyle biliyoruz. Buradan bizim anlayabileceğimiz en kesin şey şu, kuşları gören insan, ayakların yerden kesilebileceğini anlıyor ve bu amacın peşine düşüyor çok eski vakitlerden beri.

20. yüzyılın başında, motorlu uçaklar aracılığı ile ayaklarımız yerden kesilmeye başladı. 1960’lı yıllardan beri ise bunu bir motor yardımı olmadan yapabiliyoruz, yani ne uçak ile, ne de bir uçak yardımı ile yükselmeden yapabiliyoruz belirli bir yükseklikten, sırtımızdaki özel paraşütler ile atlayarak. Buna da yamaç paraşütü diyoruz.

Yamaç paraşütü bugün uçmaya olanak sağlayan en hafif araç, aynı zamanda en ekonomiği de. Bir sırt çantasının içine sığması itibariyle de en kullanışlı uçuş aracı olsa gerek. Uçak yerine yüksek bir tepeden koşarak atlanan yamaç paraşütü sporunu yapmak için eğimli ve yüksek bir tepeye paraşüt açık olarak seriliyor, pilotun koşmaya başlaması ile paraşütün içi havayla dolar ve paraşüt pilotla birlikte havalanıyor ve ardından uçuş başlıyor.

Bugün yamaç paraşütleri ile 4000-5000 m rakımlara ulaşabiliyoruz, 500 küsür km’ye kadar mesafeler katediyoruz. Tüm bunları yapmamızı sağlayan paraşütte ise yalnızca dört temel ekipman var: Paraşütün kumaş kısmı olan, kubbe olarak da bilinen çok hafif ve teknolojik bir kumaş olan kanopi; çok dayanıklı, yalnızca 2 mm kalınlığında olan ve tanesi 150 kg ağırlığı çekebilen askı ipi; pilotun uçarken bağlı olduğu kısım olan kuşam tertibatı (harness) ve kanopiyi kuşama bağlayan taşıyıcı kolon. Tabii ki bu dört temel ekipmanın yanında, kask, gps cihazı, yedek paraşüt, alçalma ve yükselme hızını ölçen variometre gibi şeyler güvenlik amacıyla taşımamız gereken diğer gereçler.


Bugüne kadar bir yamaç paraşütü ile katedilen en uzun mesafe tam 564 kilometre. Brezilya’da üç yamaç paraşütü sporcusu, Ekim 2015’te yine Brezilya’da yapılan 513 km uçuşu yaklaşık 50 km geliştirerek bugünki rekorun sahibi oldular 2016 yılının ekim ayında. Yamaç paraşütü ile çıkılan en yüksek rakım 4526 metre. Yamaç paraşütü ile atlanan en yüksek rakım ise 8157 metre. Temmuz 2016’da Pakistan’da Fransız Antoine Girard tarafından kırılmış bu rekor. Yamaç paraşütü ile en çok mesafe katetme konusunda Türkiye rekoru ise milli yamaç paraşütçüsü Hakan Akçalar’a ait. Akçalar, Kahramanmaraş’tan atlayışını yapıp tam 343,5 km uzaktaki Mardin Kızıltepe’ye iniş yaparak bu rekoru eline geçirmiştir.

Yamaç paraşütçülüğü, bilindiği kadarıyla 1965’de rüzgar yelkenlerinin geliştirilmesiyle başlar. Yelkenlerde kullanılan kumaşların havayı ve suyu geçirmemesi, bu aracın uçmak için de kullanılabileceğini getirir akıllara. Tabii ki ilk başlarda spordan ziyade, iş gördüğü için kullanılır dağcılar tarafından. Yüksek tepelerden iniş, saatler ve günler yerine dakikalar alır bu yeni paraşüt türü saysesinde. 1970’li yılların başından itibaren ise bir spor türü halini alır yamaç paraşütü. 1972’de Fransa’da Paraşüt Şampiyonası’nda kendine yer bulan yamaç paraşütü sporunu 70’li yılların sonunda daha sık görmeye başlarız bu şampiyonalarda. Yalnızca yamaç paraşütünün yer aldığı ilk Dünya Yamaç Paraşütü Şampiyonası İsviçre’nin Verbier isimli kış sporları merkezinde Temmuz 1987’de yapılır ve günümüzde de hâlâ yapılmaktadır bu şampiyona.

Ülkemizde bu spor, 1990’lı yılların başında Fethiye Ölüdeniz bölgesindeki Babadağ’ın yabancı pilotlar tarafından keşfedilmesiyle birlikte başlar, turizm ve spor amacıyla yapılarak gayet popüler bir hal alır. Bugün Türkiye’de yamaç paraşütünün yapıldığı en bilinen yerler Fethiye Ölüdeniz’deki Babadağ ve Denizli Pamukkale. Fakat, Samsun Vezirköprü’deki Şahinkaya Kanyonu da bu sporun merkezlerinden biri olmak için önemli bir aday. Şahinkaya Kanyonu, ikincisi bu yıl düzenlenecek olan Falcon Fest kapsamında, 4-9 Ağustos tarihleri arasında, birçok ekstrem spor dalı ile birlikte ilk defa bu yıl yamaç paraşütü etkinliklerine de ev sahipliği yapacak. Doğal güzelliği ve ekstrem sporlara yatkın yapısının keşfedilmesi eski tarihlere dayanmayan Şahinkaya Kanyonu’nu, ilerleyen yıllarda ülkemizin yamaç paraşütü merkezlerinden biri olabilir.