Yüksek Şeyler Arıyorum

Hayatını bu mottoyla paraşüt üzerine kuran Cengiz Koçak’ın hikayesi hem sıra dışı hem de umut dolu.


Samsun’daki doğa harikası Şahinkaya Kanyonu‘nda bir teknedeyiz. Saat sabahın 6’sı. Burada bulunma sebebimiz, hayatı boyunca “yüksek şeyler arayan” Cengiz Koçak. Koçak, birkaç gün önce yine bu kanyondan geçerken gözüne takılan 324 metrelik bir uçurumdan base jump yapmayı kafasına koymuş durumda.
Bu noktaya tırmanmak için 1.5 saatlik bir mesafe kat etmek gerekiyor. “Böyle bir heyecanı bir daha nerede yakalayacağız” diye düşünerek biz de Cengiz Koçak’a bu yolculukta eşlik etmek istiyoruz. “Yalnız bizde yükseklik korkusu var, bu patikalar çok sakat mı?” diye sormayı ihmal etmiyoruz tabii. Şimdiye dek 10 bine yakın atlayış yapan bir insandan yükseklik korkusuyla ilgili fikir almanın çok da doğru olmadığını ise o zirve yolunda tecrübe ediyoruz…
Fethiye, Cengiz Koçak'ın duraklarından biriydi
Fethiye, Cengiz Koçak’ın duraklarından biriydi

Şöyle düşünün, bir dev var ve elinde koca bir baltayla sizi kovalıyor. Tek avantajınız ondan daha hızlı olmanız. Ama o hep arkanızda, sürekli yeni bir hamle yapıyor ve hata yapmanızı bekliyor. Base jump da öyle.Cengiz Koçak

Cengiz Koçak, kıdemi itibariyle bir noktadan sonra paraşütle atlayacağı görevler almamaya başlamış. “Bir noktadan sonra sabah git, akşam gel gibi normal memura dönmüştüm. İstanbul’daydım. Aslında birçoklarının bayıla bayıla yapacağı bir işti. Ama bana göre değildi. Paraşüt yoksa ben de yoktum. 20 yılımı tamamladığımda emekli oldum. Emekli olur olmaz da kendimi Goa’da buldum.”
Goa’da hayatını değiştirecek bir şey bekliyordu onu: Base jump. “Orada bir çocukla tanıştım. Base jump’ta ustaydı. Bana nasıl atlandığını anlattı, kulağa çok güzel geliyordu. Denedim ve başardım. Ama buna devam etmeli miydim? Bunu çok düşündüm. Base jump, skydiving’e benzemez. Skydiving dünyanın en güvenli sporu bana göre, futboldan bile daha tehlikesiz. Belli kuralları var, o kurallara uyarsan hiçbir şey olmaz. Eğer bir kaza olmuşsa mutlaka sporcunun suçudur. Ama base jump öyle değil. Şöyle düşünün, bir dev var ve elinde koca bir baltayla sizi kovalıyor. Tek avantajınız ondan daha hızlı olmanız. Ama o hep arkanızda, sürekli yeni bir hamle yapıyor ve hata yapmanızı bekliyor. Base jump da öyle. Onu hep ensenizde hissedersiniz, küçücük bir hatanızı bekler. Kendimi sorguladım. Çünkü biliyordum, bir kere başladığım an artık tüm hayatım base jump olacaktı.”
Base jump'ta en ufak hataya yer yok
Base jump’ta en ufak hataya yer yok
Cengiz Koçak aklında bu sorularla Hindistan’da bir kafede otururken oranın yerlisi bir başka gençle daha tanışmış. Konu konuyu açmış ve sonunda mesleklerine gelmiş. “Çocuk oldukça donanımlıydı, zaten sonrasında da çok iyi arkadaş olduk. Konu mesleklerimizden açılınca bana, ‘Sen paraşütçüsün!’ dedi. ‘Çünkü sadece paraşütten bahsederken gözlerin parlıyor.’ O anda kafamda bir ışık yandı. ‘Evet, ben paraşütçüyüm!’ dedim. Ve o gün elimde ne varsa ortaya koyup, internetten base jump için paraşüt sipariş ettim. O gün bugündür hayatım base jump. Hayatıma başka hiçbir şey almıyorum.
Cengiz Koçak için sıradan bir gün...
Cengiz Koçak için sıradan bir gün…

Ben yaşı beklemeden emekli olduğum için 4 yıl boyunca maaş alamadım. Resmen yiyecek yemeğim yoktu. Buna rağmen onlarca ülke gezip, atlayış yaptım.Cengiz Koçak

Her zaman atlamak için hazır Cengiz Koçak. Yeter ki onu cezbedecek yüksek bir yer görsün. Bu bir gökdelen de olabilir bir minare de! “Bir keresinde Haydarpaşa Camii’ndeki minareye kaçak olarak çıkıp, atlayış yapmıştım. Ama paraşütüm ağaca takılınca hemen toparlanamadım. E haliyle camii çıkışındaki cemaate yakalandım! Hemen İspanyolca bir şeyler sallayıp turist taklidi yaptım.”
Cengiz Koçak’ın böyle çok hikayesi var. İspanya’da bir gökdelenden yaptığı atlayışı şöyle anlatıyor: “İspanya’da çok yüksek bir binada bir eğlence merkezi vardı. Aşağıdan ölçümü yaptım, ‘Ben buradan atlarım!’ dedim. Yanıma çilingir takımımı aldım -böyle durumlar için mutlaka arabamda taşırım- ve binanın en tepesine çıktım. Orada camda bir delik açıp atlayışımı yaptım. Aşağısı çok kalabalıktı, insanlar alkışlarla beklediler beni. Ancak indiğim yerde bekleyenler arasında polis de vardı! İngilizce bilmiyorlardı, kendimi anlatamadım. Beni karakola götürdüler. Neyse ki oradaki halk tepki gösterdi de yırttık.”
Cengiz Koçak, aslında dünyayı tanımak için de paraşütü bir araç olarak kullanmış. Birçok ülkeden atlayış davetleri almış ve yeni yeni coğrafyalarla tanışmış. Ancak bir dönem ciddi anlamda maddi zorluk yaşadığını söylemeden edemiyor. “Yaşı beklemeden emekli olduğum için 4 yıl boyunca maaş alamadım. Resmen yiyecek yemeğim yoktu. Bir arkadaşım İspanya’daki sevgilisinin yanına taşınmıştı, Nişantaşı’ndaki evini bana bırakmıştı. Aç, susuzdum ama Nişantaşı’nda yaşıyordum! Buna rağmen o dönemde onlarca ülke gezip, atlayış yaptım.”
Hayatı base jump
Hayatı base jump

Yine hiç param yokken Viyana’dan atlayış için davet aldım. ‘Ne olacak ya, bir şekilde Edirne’ye giderim, oradan da atarım kendimi sınırdan dışarı, otostop çeke çeke Viyana’ya varırım’ diyordum. Viyana’ya gittim, derece aldım.Cengiz Koçak

Peki nasıl oluyordu bu? Sorumuza bir anısını anlatarak cevap veriyor Cengiz Koçak. “Bir keresinde Viyana’dan davet almıştım. Önemli bir etkinlikti. Oraya mutlaka gitmeliydim, ama hiç param yoktu. Evde internetim yok diye Nişantaşı’ndaki kafelerden internete giriyordum. Öyle bir günde karşımda oturan bir kadın, arkadaşımla yaptığım telefon görüşmesine kulak misafiri olmuş. Arkadaşıma, ‘Ne olacak ya, bir şekilde Edirne’ye giderim, oradan da atarım kendimi sınırdan dışarı, otostop çeke çeke Viyana’ya varırım’ diyordum. Zaten yeşil pasaportum vardı, vize sorunum yoktu. Kadın bunları duydu. ‘Hiç paran yoksa nasıl gideceksin Viyana’ya?’ dedi. ‘Ben giderim, hatta inanmıyorsan ver telefonunu, oradan sana fotoğraf atarım madalyayla!’ dedim. Sonra biraz hikayemi anlattım. Kadın etkilenmiş olacak ki bana Viyana’ya gidiş-dönüş bileti aldı. Ben de ona ‘Bak gördün mü, sana gideceğim demiştim!’ dedim. Viyana’ya gittim, derece aldım. Döndüğümde madalyayı o kadına hediye ettim. Zaten ben hiçbir madalyayı taşımam, hep hediye ederim. Ne yapayım madalyayı? Zaten onları koyacak bir evim de yok ki!”
Cengiz Koçak’ın sabit bir adresi hala yok. Atlayış neredeyse, o da orada. En yeni durağı ise Samsun’du ve biz de yanındaydık. Amacı Şahinkaya Kanyonu’nda bulduğu uçurumdan atlayışını yaparak, gölün üzerinde hareket halindeki tekneye iniş yapmaktı. Eğer tekneyi tutturamazsa büyük bir sorun çıkacaktı, kıyafetine su dolacak ve onu süratle dibe çekecekti. Neyse ki Cengiz Koçak bir hedef şampiyonuydu ve yine başardı. Tekneye indiği andaki o muhteşem çığlığı bütün kanyonda yankılandı.
Başarıyla sonuçlanan atlayışının ardından base jump’ta nirvanaya nasıl ulaşacağını düşündüğünü sorduk Cengiz Koçak’a. “Evimi kapatıp, arabamla yaşamaya başladıktan sonra başlattığım ‘Yüksek Şeyler Arıyorum’ mottolu bir projem vardı,” diye anlatmaya koyuldu. “Bu sadece konum olarak yüksek şeylerle alakalı değil. Zihin olarak yüksekte olan yeni insanlarla tanışmak, yüksek enerjisi olan yerler keşfetmek… Gezgin bir base jumper olarak dünyayı dolaşmak istiyorum. Anıtkabir’de başladığım bu macera, yine Anıtkabir’de son bulacak. Çünkü Atatürk, benim için çok büyük bir komutan, kurtarıcıdan çok, hayali için yaşamış ve o hayalini gerçekleştirmiş bir adam. Benim için çok önemli bir figür. O yüzden yolculuğun sonunda da Anıtkabir’de olacağım.”
Cengiz Koçak’ın iki hayali daha var. Biri tamamen “kayıt dışı”, ipucu vermemizi bile istemiyor. Diğeri ise atladıktan sonra paraşütsüz iniş yapmak. Peki böyle bir şey mümkün olabilir mi? İşin ucunda atlayış ve Cengiz Koçak varsa, galiba imkansız diye bir şey yok…